Sosyoloji, felsefe, siyaset bilimi ve genel olarak sosyal teorinin kuramsal tartışmalarından, epistemolojik ve metodolojik birikimlerinden yararlanarak bu anabilim dalı, toplumsal olanın disiplinlerarası eleştirisini amaç edinir. Siyasal iletişim, iletişim sosyolojisi, iletişim hukuku gibi çalışma alanlarında demokrasi, siyasal - toplumsal iktidar ilişkileri ve iletişim, kamu - kamuoyu - kamusal alan ve medya, özel alan- kamusal alan ayrımı, sivil toplum ve medya, siyasal temsil ve kimlik, toplumsal cinsiyet, retorik, fikri haklar vb. konularda araştırmalar yürütür. Feminist teori, queer kuramları, kültürel sosyoloji, gündelik hayat sosyolojisi, eleştirel teori, iletişimin ekonomi politiği, edebiyat kuramları, iletişim felsefesi gibi geniş bir çerçeveye yayılan kapsamı ile sosyal bilimlerin disiplinlerarası ilgi alanına yeni tartışmalar ve araştırmalarla katkıda bulunur. Eleştirel bakış açısını, sanat ve görsel medyaya ilişkin sorgulamalarla bir araya getirerek gündelik yaşamın her alanında ve anında var olan iletişimin farklı pratik alanlarına ilişkin çalışmalar yapar.

Kültürlerarası iletişim, farklı sosyokültürel ve ekonomik gruplardan insanların karşılaşma deneyimlerini, anlam aktarım ve anlam üretim süreçlerini konu edinir. Günümüzde insanlar, eğitim, şirket organizasyonları, diplomatik görüşmeler, turistik geziler, siyasal ve ekonomik göçler gibi nedenlerle ülkeler arasında hareket ettiği ve farklı kültürlerden kişi ve gruplarla iletişime geçtiği için, kültürlerarası karşılaşma deneyimleri son 30 yıl içinde hızla artmıştır. Ayrıca, teknolojik olanakların sağladığı yeni medya ve iletişim ortamıyla birlikte kültürlerarası karşılaşmaların boyutlarının bir kez daha katlanarak büyüdüğü de hatırlanmalıdır.

Kültürlerarası iletişim sadece ulusal sınırlarla belirlenen ve tartışılan bir konu değildir. Kimlikler dönemeci olarak işaretlenen 1980’lerden itibaren kültürlerarası iletişim sadece ülkelerarası bir konu olmaktan çıkıp, konu olarak ülke içindeki farklı dinden, etnisiteden, sınıftan bölgeden ve cinsiyetten insanların karşılaşmasını içine alan bir alt disiplin haline gelmiştir.

Bugün kültürlerin karşılaşmalarının ortaya çıkardığı iletişim durumları, pratik olaylar ve olgular olmanın yanında teorik bir soru olarak görülmelidir. Her bir tikel karşılaşmada etkileşime giren kültürel örüntülerin dil, anlam, imge ve eylem dağarları hem teorik hem de betimsel olarak izlenebilmelidir.“Her kişilerarası iletişim aynı zamanda bir kültürlerarası iletişimdir” görüşünden hareket eden Kültürlerarası İletişim Anabilim Dalı, çalışmalarında yöntemsel olarak hem kültürel benzeşiklikler hem de farklılıklar kategorilerini izlemeye çalışır.

Kültürlerarası İletişim Anabilim Dalı, kültürlerarası iletişim yeterliği edinimini çağcıl bir soru olarak değerlendirmekte, bu doğrultudaki soruları etik ve sorumluluk bileşenleriyle ele almaya çalışmaktadır.

Kültürlerarası İletişim, kültürlerarası karşılaşmadan doğan etkileşim ortamında kültürel kimliğin müzakere edilme ve kurulma süreçlerini anlamaya çalışmanın yanında, her bir karşılaşmada ortaya çıkan siyasi ve hiyerarşik asimetrileri ve bunların yol açtığı sorunları da kaçınılmaz olarak konu edinmek durumunda kalmıştır. Bu doğrultuda alan, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve iletişim gibi farklı akademik çalışma alanları ile ortak çalışmalar yapmaya, disiplinlerarası etkileşime açıktır. Bu nedenle, anabilim dalı bünyesinde açılan dersler, fakültedeki diğer bölüm ve anabilim dalları ile koşut tasarlanmıştır. Bu sayede akademik olarak kültürlerarası iletişim alanını seçen öğrenci, kültürlerarasılaşmanın sadece insan ve iletişim boyutunu değil, aynı zamanda sanatsal, dilsel ve hatta materyal boyutlarını da izleme olanağı bulacak, bunlardan teorik bir çalışma yönelimi üretebilecektir.

Medya çalışmaları, en geniş tanımıyla medyanın üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerine odaklanarak, medya-birey-toplum ilişkisini kültürel ve toplumsal boyutlarıyla inceler. Medya çalışmaları, iletişim araştırmalarının merkezinde yer alan ‘Medya, bireylerin/grupların günlük yaşam pratikleri içerisinde ne tür işlevler üstleniyor? Medya içeriklerinin üretim ve dağıtım süreçleri yapısal, ekonomi politik ve kültürel süreçlerden nasıl etkileniyor? Medya içeriklerinin seçiminde, tüketiminde ve anlamlandırılmasında hangi sosyal, kültürel, sınıfsal kimlik bileşenleri rol oynuyor?’ gibi sorulara disiplinlerarası bir bilgi birikiminden ve geniş bir yöntemsel perspektiften beslenerek yanıt arar. Bu amaçla, bireylerin ve grupların doğrudan medyayla ve/veya medya dolayımıyla kurdukları karmaşık ilişkilere ve bu ilişkilerin toplumsal-kültürel sonuçlarına odaklanır.

Geniş bir araştırma sahasına sahip olan medya çalışmaları, televizyon, gazete, radyo, sinema gibi geleneksel iletişim araçlarının yanı sıra, İnternet, sosyal ağlar ve mobil/kablosuz teknolojiler gibi yeni iletişim teknolojileriyle ve melez iletişim ortamlarıyla da yakından ilgilenir. Medya Çalışmaları Anabilim Dalı, haber, video, televizyon dizisi, reklam, sinema, popüler müzik, dijital/etkileşimli oyunlar vb. medya içeriklerinin üretiminde ve dağıtımında belirleyici olan yerel, bölgesel ve küresel etkenleri, endüstriyel süreçleri, medyanın sahiplik yapısını, medya-sermaye ilişkisini ve medya profesyonellerinin yüzleştikleri sorunları, eleştirel ekonomi-politik bir perspektiften inceler. Medya çalışmaları, bireylerin medya ile iletişimlerine ve medya içeriklerini tüketme/anlamlandırma pratiklerine ise izleyici etnografisi yöntemine başvurarak ve doğrudan bireylerin gündelik yaşamına katılarak, toplumsal-kültürel bağlam içinde yanıt arar.