Etkinlikler

Prof. Dr. Tunçalp Özgen: Bilimadamı, Rektör ve İyi Bir İnsan - Prof. Dr. Asker Kartarı

17 Mart 2019

Hacettepe Üniversitesi, Teknokent’in kuruluşunda Ankara Üniversitesi’ne yüzde üç hisse vermişti. Bu davranış üniversite yönetiminin hem Hacetepe’nin içinden çıktığı Ankara Üniversitesi’ne duyduğu kadirbilirliği hem de bencillik içermeyen bilimsel işbirliği anlayışını ortaya koyuyordu. Hacettepe Teknokent 20.03.2003 tarihinde kurulunca, o dönemki rektör Prof. Dr. Nusret Aras başkanlığındaki Ankara Üniversitesi Yönetim Kurulu, beni Teknokent Yönetim Kurulu’nda Ankara Üniversitesi’ni temsil etmek üzere görevlendirdi.

Prof. Dr. Tunçalp Özgen ile ilk resmi tanışmam Teknokent Yönetim Kurulu Toplantısında oldu. Tanışma mahiyetindeki ilk toplantıda, “ben Ankara Üniversitesi’nin yüzde üçlük hissesini temsil ediyorum ama Yönetim Kurulu üyesi olarak yüzde yüz söz hakkına sahibim. Bu nedenle her konuda görüşümü ifade ederim, şimdiden söyleyeyim” demiştim. Bu sözler Tunçalp Hoca’nın çok hoşuna gitmiş ve bunu ifade etmişti. Kuruluş aşamasında hemen her hafta toplanıyorduk. Makine mühendisi birikimimi de kullanarak Hacettepe Teknokent’e katkıda bulunmaya çalıştım. Teknokent kurma fikrinin sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Geçim bu samimi çabalarımı Tunçalp Hoca’ya anlatıp Hacettepe’ye kazandırılmamın çok yararlı olacağını anlatmış. Bir toplantıdan sonra Tunçalp Hoca beni bir kenara çekerek “Askerciğim, seni Hacettepe’ye alalım, ne dersin?” dedi. Ben de “hocam ben Hacettepe’de ne yapacağım, İletişim Fakülteniz yok ki” diye cevap verdim. “Kur o zaman” dedi. “Zaten bizim İletişim ve Hukuk Fakülteleri kurma konusunda senato kararlarımız var”. Ben de “şu anda Türkiye’nin en iyi iletişim fakültesinde çalışıyorum zaten. Ankara’da benzer bir fakülteye gerek olduğunu düşünmüyorum, kuracaksak farklı bir yapıda olmalı” dedim. “O zaman sen de benzemeyenini kur” dedi. “Tam destek isterim” dedim. “Kabul” dedi. 

Tunçalp Hoca o dönemde YÖK Yürütme Kurulu üyesiydi. Çok kısa sürede, Tunçalp Hoca’nın her aşamadaki desteğiyle, şimdi “Hacettepe Modeli” olarak adlandırılan Hacettepe İletişim Fakültesi’nin kuruluşunu gerçekleştirdim. Üniversite senatosunun kuruluş kararında iletişim fakültesi yanında hukuk fakültesinin de adı geçtiği için Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kuruluşunu da aynı kararname ile ben gerçekleştirmiş oldum. Bu iki fakültenin kuruluşunda o dönem Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı Prof. Dr. Celal Göle, Hacettepe Teknokent genel Müdürü İlyas Yılmazyıldız ve Iğdır bağımsız milletvekili Prof. Dr. Dursun Akdemir dahil çok sayıda dost ve arkadaşımın desteğiyle bürokratik engelleri kısa sürede aştık. Fakültenin yapılanması ve eğitim programını Ankara Üniversitesi’ndeki asistanlarım Emek Çaylı, Gülsüm Depeli, Engin Sarı’dan ibaret ekibimle, o zamanki unvanlarıyla Doç. Dr. Mine Gencel Bek, Doç. Dr. Sevilay Çelenk, Doç. Dr. Nilüfer Timisi ve İLEF’in diğer hocalarının desteğini alarak hazırladık. Bugün iletişim alanında “Hacettepe Modeli” olarak anılan fakülte yapısı ve eğitim programı Prof. Dr. Tunçalp Özgen tarafından YÖK icra kurulunda tanıtıldı, savunuldu ve kabul edildi.

Hacettepe Modeli iletişim fakültesi, Türk Akademiyası’na “Kültürlerarası İletişim Anabilim Dalı”nı kazandırdı. Üniversitelerarası Kurul Doçentlik sınavlarında “kültürlerarası iletişim” bir başvuru alanı olarak eklendi. “Etnografi” alanı iletişim bilimlerinde hak ettiği yeri resmen almış oldu. İletişim eğitimi “iletişim bilimleri” ve “iletişim uygulamaları” alanlarının uyumlu etkileşimini içeren bir kavram olarak yükseköğretimde ilk kez fakülte yapısına girmiş oldu. İletişim araçlarına dayalı bölümler kurmak yerine sadece iki bölüm kurarak iletişimin, ileride ortaya çıkabilecek yeni mecraları da içerecek biçimde, bütün alanlarında insan yetiştirmenin yolu açıldı. O dönemde Çukurova ve Bozok Üniversitelerinde “Hacettepe Modeli” iletişim fakülteleri kurduk. Şu anda ülkemizde açılan “İletişim Bilimleri Bölüm”leri bu modelin eserleridir ve bu eserlerin arkasındaki görünmeyen imza, dünyanın sayılı mikro-cerrahi virtüözlerinden Prof. Dr. Tunçalp Özgen’e aittir.

Fakültenin fiilen kuruluşu, fiziksel mekân ve kadroların sağlanması ve eğitimin başlatılması aşamalarında rektörümüz olan Tunçalp Hoca’nın unutulmaz desteğini aldık. Doğru temellendirilmiş, gerekçelendirilmiş ve ifade edilmiş hiçbir isteğimizi geri çevirmedi. Her etkinliğimize katıldı, her çabamıza destek verdi.

Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi üç yıl içinde, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) çerçevesinde Türkiye’nin bütün iletişim fakültelerine öğretim elemanı yetiştiren merkez haline geldi. İletişim Fakülteleri Dekanlar Konseyi İLDEK, fakültenin bu nitelik ve işlevini kabul ve tasdik ederek oybirliği ile aldığı bir kararla kamuoyuna duyurdu. Artık Hacettepe İletişim lisansüstü eğitim veren, diğer üniversitelere akademisyen yetiştiren, her dönem en az iki yabancı hocanın ders verdiği, Japonya, Avustralya ve Almanya ile ortak dersler yürüten, iki yabancı dilli öğrencilerinin üniversitelerde kadrolu ve yurtdışında doktora yapma olanağına sahip olduğu bir akademik merkez haline gelmişti. Bütün bunlar Tunçalp Hoca’nın desteğiyle başladı ve ayakta durdu.

Bu nedenle, iletişim camiasının Tunçalp Özgen’i sadece vizyon sahibi bir yönetici olarak değil aynı zamanda iletişim eğitimi alanına doğrudan katkıda bulunmuş bir bilim adamı olarak görmesi, anması ve unutmaması gerekir.

Prof. Dr. Tunçalp Özgen insani yönleriyle çalışma ortamını güzelleştiren bir yöneticiydi. Onun döneminde dekanlar arasında oluşan arkadaşlık atmosferi birçok ortak projenin hayata geçmesini sağlamıştı. Arkadaşlığımız sadece görev alanlarımızı değil özel yaşamımızı da kapsamaktaydı. Üniversite dışında da görüşüyor, ailelerimizle bir araya geliyor, gezilere gidiyorduk. Her toplantıyı eğlenceli hale getiriyor hem toplantıların verimini artırıyor hem de işbirliğini en yüksek düzeye çıkaran daha uygulanabilir kararlar alıyorduk. Samimi ve verimli bir çalışma atmosferi yaratmıştı Tunçalp Hoca. Bizim kendi aramızda doğan arkadaşlık ortamı onu memnun ediyordu. Ayrı ayrı bir araya geldiğimizde Tunçalp Hoca ve eşi Canan Hoca’yı anıyor, bazen çok geç saatlerde bile onu arıyorduk. Her seferinde bu arkadaşlık ortamında ne kadar memnun olduğunu ifade ediyordu. Bir araya geldiğimizde de mutluğu yüzünden belli oluyordu. Tunçalp Hoca döneminde gerçekten çok çalıştık. Belki çok da yorulduk ama başarılı işler yaptık ve hep mutlu olduk.

Tunçalp Hoca’nın yarattığı çalışma ortamı kısa zamanda üniversite içinde meyvelerini vermeye başladı. Söz gelişi sadece bizim alanımızda; Hukuk ve İletişim Fakülteleri, ülkede ilk “Aracılık Programı”nı hazırlayıp hayata geçirdi. Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Fen ve İletişim Fakülteleri “Adli Tıp Bilimleri Yüksek Lisans Programı”nı hazırladı. İletişim Fakültesi Tıp Fakültesi’nde İletişim dersleri vermeye başladı. İletişim ve Tıp Fakülteleri “Sağlık İletişimi Yüksek Lisans Programı”nın, İletişim ve Güzel Sanatlar Fakülteleri “Video Sanatları Yüksek Lisans Programı”nın hazırlıklarını tamamladı.

Hacettepe Üniversitesi Prof. Tunçalp Özgen’in rektörlüğü döneminde diğer üniversitelere de katkısını esirgemedi. Kastamonu, Yakın Doğu ve Bozok üniversitelerine Tıp Fakültesi, Hacıbektaş, Niğde ve Aksaray üniversitelerine farklı fakülteler kurduk.
Onun döneminde Hacettepe Üniversitesi birikim ve emeğini herkesle paylaştı. İletişim Fakültesi de o dönemin bütün etkinliklerini kısa filmlerle, afişler ve sergilerle kaydetti, kamuoyuna sundu.

Burada Prof. Dr. Tunçalp Özgen’le çalışmaktan hem zevk hem de onur duydum. Hacettepe’den ayrıldıktan sonra da ilişkimiz kopmadı. Her fırsatta görüştük. Damadım Onur ve eşim Sevgi’nin sağlık sorunlarıyla yakından ilgilendi, gelişmeleri gıyabımızda izledi. Aradı, sordu.

2003’te rektör Tunçalp Hoca’yla tanışmıştım, 2019’da bir dostun, ağabeyin ve özel bir insanın güzel anılarıyla baş başayım.

Prof. Dr. Asker Kartarı


t_ozgen

Yeni Kitaplar