Moment Dergi
Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Kültürel Çalışmalar Dergisi
HÜ İletişim Fakültesi 06800 Beytepe / Ankara

Makale Çağrıları

Makale Çağrısı: Görsel Kültür

01 Aralık 2021 (Çarşamba)
01 Mart 2022 (Salı)

Bu çağrı, bugün yaşantılarımızın merkezinde olan ve tarafından kuşatıldığımızı varsaydığımız görsel kültürün ne olduğuna dair bir soru ile başlıyor.

Bugün imge dediğimiz her neyse, daha önceden onu tanımlayan sanat tarihi, estetik, eleştirel teori, medya ve kültürel çalışmalar alanlarından farklı bir tanımı olduğu neredeyse tartışılmazdır. Nitekim W.J.T. Mitchell bizlere işaret ettiği kategorik ayrımlarla birlikte grafik, optik, algısal, zihinsel ve sözel olan imgeden ne anlamamız, zihindeki, sözlerdeki ve resimlerdeki imgeleri birbiriyle nasıl irtibatlandırmamız gerektiği konusunda büyük ölçüde yeni ve geniş bir yelpaze sunuyor. Dahası Mitchell “imgesel dönemeç” kavramlaştırmasıyla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemde, imge çalışmalarının ayrı ve özgül bir yerinin olduğuna işaret ediyor. Zira bizler artık bugün 16. yüzyılda Giorgio Vasari’nin üzerinde durduğu resim temsillerinden çok daha öteye giden ve yeni teknolojilerin eşliğinde tüm dünyayı resimlere dönüştüren, büyük ölçüde imgeler evreninin oluşturduğu bir kültürün içinden konuşuyoruz.

Bu gelişmeler ışığında, 20. yüzyılın son çeyreğinde kullanılmaya başlanan görsel kültür kavramı daha önceden yerleşik disiplinler çerçevesinde tanımlanan imgeden farklılaşan “yeni” imgeyi ve imgelerin yeni yaşamını anlamak için ortaya çıkmış bir çalışma alanı. 1980’li yılların başında Svetlana Alpers ve Michael Baxandall gibi sanat tarihçilerinin, Rönesans sanat tarihçisinden farklı olarak temsillerin sadece sanatçı ve sanat eseri arasındaki tek yönlü ilişkiden kaynaklanmadığını dile getirmeleri bu doğrultuda değişen paradigmanın bir sonucudur. Her iki sanat tarihçisinin de ortak noktası sanat üretimlerinin içinde bulundukları kültürel evrenin sonucu ve bu sonucun da kültürel değişimin katalizörü olduğudur. Onlara göre Hollanda ve İtalya’da yaşanan iki Rönesans deneyiminin birbirinden farklı biçimsel ve bağlamsal deneyimleri kültürel nedenlerle farklılık göstermektedir. Burada ayrı görüntülerin nasıl üretildiğinden çok onlara nasıl bakıldığına ve bu görüntüler üzerinden nasıl düşünüldüğüne dair bir yaklaşım yer almaktadır. Diğer bir deyişle daha ziyade imgelerin sosyal yaşamı dikkat çeker olmaya başlamıştır.

Alpers ve Baxandall’ın önermelerinin genel hatları ile içinde bulunduğumuz yüzyıl için de geçerli olduğunu söylememiz mümkündür. Ancak en büyük fark onların konu edindiği görüntünün hala sanat tarihinin nesnesi olmasıdır. Oysa ki 17. yüzyılın Hollandalı burjuvasından farklı olarak, bugün görme deneyimimizin sadece görsel sanatların evreni ile sınırlı kalmadığını deneyimlerimizle biliyoruz. Felemenk burjuvanın ağırlıkla yağlıboya tablolara dayalı görsel kültürünü oluşturan görüntülerin sınırlı evreninin çoktandır ötesindeyiz. Özellikle modernleşme sonrası ve endüstri devriminden günümüze doğru, sadece 19. yüzyılın görme arzusunun sonuçlarından olan Daguerre’in fotoğrafı ve Lumierre kardeşlerin sinematografı ile sınırlı kalmayan, 20. yüzyılda dil ve psikanalizle de çeşitlenen, ve içinde bulunduğumuz yüzyılın yakınsamış mecralarına kadar uzanan bir görsel yaşam dünyasının varlığından söz ediyoruz.

Nicholas Mirzoeff’in işaret ettiği gibi, içinde bulunduğumuz dönem, görsel kültürün oluştuğu zaman ve mekanları değiştirerek, üretim, dağıtım ve tüketim biçimlerini de dönüştürmüştür. Ona göre bugün görsel kültür dediğimiz alanın özgüllüğü bir ayrım noktası ile daha işaretlenmelidir. Görsel kültürün 1990’lardaki kavranışı imgeyi sinema ve müze/galeri gibi özgül bir görme alanı içerisine yerleştirmekteyken, günümüzde artık ağ toplumu içinde olduğumuzdan ve görüşümüzün ağsallık içinde kurulduğundan söz ediyoruz. Bugün en basit ifade ile sadece Instagram’da paylaşılan 50 milyar görsel, Youtube’da ayda 3.25 milyar saat izlenen 5 milyar video var. Bu imgesel akışı, Hollanda’nın altın çağında 1640-1659 yılları arasında 1.4 milyona yakın resmin üretilmiş olduğu dönemle kıyasladığımızda, günümüzde imgenin artık nicel olarak artmanın yanında çok fazla çeşitlendiğinden, farklı yollarla ortalama bireye kadar ulaştığından, kişisel ve kolektif yaşamlarımızın ayrışmaz bir bileşeni olduğundan söz edebiliyoruz. Tüm bunlara koşut olarak, bugün imgelerin bir görsel kültür oluşturduğunu söylemek mümkün.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda, özellikle yeni medya olanaklarıyla birlikte imge ile ilişkimiz de çeşitleniyor. Sadece biz imgelere gitmiyoruz, imgeler de bize geliyor. Hep biz onlara bakmıyoruz, onlar da bize bakıyor. İmgelerin tüketicisi olmanın ötesinde, çoğu durumda artık üreticisiyiz de. Buna ek olarak, imge artık dijital dönemeçle birlikte tanımlayıcı çerçevelerini korumakta da güçlük çekiyor. Fotoğrafın, resmin ve daha pek çok sanatsal içeriğin tanımı, üretim ve paylaşım pratikleri dikkat çekici ölçüde dönüşüyor. Ayrıca dijital fotoğraf ile hakikat ilişkisi, sanatsal üretimlere dönük otantisite, biriciklik ve sahiplik ilişkileri gittikçe daha çok karmaşıklaşıyor. Aynı doğrultuda bu konulardaki kuramsal tartışmalar da hızla çeşitleniyor.

Bunun yanında ‘bakış’ın gücü ve aczi dahilinde ortaya çıkan imgelere dönük sorular sürekli yeniden formüle ediliyor. Bir yanda bakan ve bakılan ilişkisindeki asimetriyi deşifre etmeye çalışan feminist ve postkolonyal eleştiriler sahayı beslerken, diğer bir yanda ise içinde hareket ettiğimiz imge rejimini eleştirel bir bakışla okuyan ve bizi imgelerde gömülü Batı merkezli ‘bakış’ı görmeye çağıran, yaklaşımlar var. Batı’nın bakışını deşifre eden bu araştırmalar, analizlerinde Batı’daki yağlıboya resimlerin yoğun kıvamının karşısına, Doğu’nun uçucu renk ve figürlerini, minyatürlerini, özneyi doğada bir detaya dönüştüren uzakdoğu resimlerini yerleştiriyor. Bu araştırmalar görsel kültür ve ideoloji etrafındaki bitimsiz tartışmalara yeni bir bağlam ve bakış açısı ekliyor.

Moment Dergi olarak bu çağrı ile, içinde yaşadığımız dünya ile bağ kurmamızı, onu algılamamızı belki de dönüştürmemizi sağlayan görüntüleri sorgulamak, içinde yaşadığımız görsel kültürü tartışmaya açmak istiyoruz.

Bu doğrultuda, Görsel Kültür sayısı için düşündüğümüz başlıkları aşağıda görebilirsiniz. Elbette bu başlıklarla sınırlı kalmayabilir, tema çerçevesinde başka başlıklarda da yazı gönderebilirsiniz.

  • Görsel Kültür’ü tanımlamak
  • Görsel Kültür ve İdeoloji
  • Görsel Kültür ve Toplumsal Cinsiyet
  • Görsel Kültür ve Fotoğraf
  • Görsel Kültür ve Sinema
  • Görsel Kültür ve Sanat
  • Habercilik ve Fotoğraf
  • Televizyon anlatıları ve Popüler Kültür
  • Görsel Kütür ve Video Oyunları
  • İmgenin Halleri
  • Fotoğraf ve Dijitalleşme
  • Dijital Kültür ve Görüntü
  • Sosyal Medya ve Görsel İçerikler
  • Öteki ve Temsil ilişkisi
  • Disiplin, Denetim ve Panoptikon
  • Batı İmgeleri, Doğu İmgeleri
  • Görsel Kültür ve Beden
  • Görsel Sosyoloji
  • Görsel Antropoloji
  • Görsel Kültür ve (Post-Neo) kolonyalizm
  • Görsel Kültür ve Bellek
  • Ultrasondan İnsansız Hava Aracı görüntülerine: İmge Teknolojileri ve Yeni İmgeler
  • İmge ve Duygu ilişkisi
  • Görsellik ve Metodoloji
  • İkonografi’den İkonolojiye
  • Medya Arkeolojisi ve İmgeler

Yazılarınızı 1 Mart 2022 tarihine kadar gönderebilirsiniz. Tema harici yazı kabul edemeyeceğiz.

Tema Editörleri:
Gülsüm Depeli Sevinç & Tolga Hepdinçler

MAKALE GÖNDER